İş Bulmak İçin Networking: Torpil Değil, İlişki Kurmanın Yolu
Türkiye'de networking kelimesi söylendiğinde çoğu insanın aklına gelen sahne şu: yaka kartlı bir salon, elinde kahveyle dolaşan insanlar, bir daha asla konuşulmayacak kartvizitler. İkinci akla gelen şey ise daha rahatsız edici, torpil.
İyi haber, işe yarayan networking'in bu iki şeyle de alakası yok. İşe yarayan hali çok daha sessiz, çoğunlukla zaten bir bağınızın olduğu insanlarla, sizin iş aramanız hakkında değil onların işi hakkında konuşmaktan ibaret.
Bu yazı ilişkinin kendisiyle ilgili. Haftanızı kanallara nasıl böleceğiniz, arama zamanınızın ne kadarının çevrenize ayrılması gerektiği burada değil, iş arama stratejisi yazısında. Açık ilanı olmayan şirketlere hedefli kampanya yürütmek de burada değil, açık ilan olmadan iş başvurusu yazısında. Profilinizin kendisi ise LinkedIn profilini optimize etme yazısının konusu. Buradaki soru daha dar ve daha zor: size yardımı dokunabilecek biriyle ilişki nasıl kurulur, ondan ne istenir, ve karşılığında ne verilir.
Önce şunu netleştirelim: torpil ile referans aynı şey değil
Bu ayrımı yapmadan Türkiye'de networking konuşmak mümkün değil, çünkü kelimenin taşıdığı yük burada başka ülkelerdekinden ağır.
Torpil, daha iyi bir aday varken tanıdık olduğunuz için seçilmenizdir. Kararın kendisini değiştirir, liyakati devre dışı bırakır, ve haklı olarak insanları rahatsız eder.
Referans, aksi halde CV'nizi hiç açmayacak birinin sizi görmesini sağlamaktır. Kararı değil, görülme ihtimalini değiştirir. Referansla giren aday da mülakata girer, o da elenir, o da maaş pazarlığı yapar. Referans kapıyı açar, işi vermez.
Aradaki fark pratik bir sonuç doğuruyor: sizin hedefiniz karar vericiyi ikna etmeye çalışan bir tanıdık bulmak değil, sizi bir yığının içinden çıkarıp okunur hale getiren bir isim bulmak. Bunu istemek utanılacak bir şey değil, çünkü karşılığında kimsenin hakkını yemiyorsunuz. Zaten büyük şirketlerin çoğunda resmî bir çalışan tavsiye programı var ve tavsiye eden kişiye prim ödeniyor, yani sistem bunu teşvik ediyor.
Networking ne değildir
Networking, insanlardan iş istemek değildir. Yarı tanıdık birinden iş istemek onu imkânsız bir konuma sokar: sizin işinizi bilmiyor, arkanızda duramaz, ve verebileceği tek dürüst cevap kibar bir savuşturmadır. Teması harcadınız, karşılığında hiçbir şey almadınız.
Networking, insanlardan bilgi ve bakış açısı istemek, gerisini ilişkiye bırakmaktır. Bilgi vermek onlar için ucuzdur, sizin içinse gerçekten değerlidir. Üstelik referansı üreten şey de tam olarak budur: sizinle yirmi beş dakika sektörünü konuşmuş bir insan, artık bir pozisyon açıldığında adınızı anmaya yetecek kadar sizi tanıyor. O sohbetten önce bunu yapamazdı.
Pratik kural tek cümle: iş isteme, görüş iste. Bu alanda ne değişiyor. Kimler büyüdüğü için değil başka sebeplerle işe alıyor. Bu tür bir rol için iyi aday bugün neye benziyor. Benim geçmişimdeki biri nerede hafife alınır.
Bunların hepsi karşınızdaki insanın beş dakikada cevaplayabileceği sorular, ve hiçbiri onu köşeye sıkıştırmıyor.
Neden en çok işe yarayanlar en az tanıdıklarınız
Bu alandaki en sezgiye aykırı bulgu, sosyolojide zayıf bağların gücü üzerine yapılan ilk çalışmadan bu yana defalarca tekrarlandı: insanlar işleri genellikle yakın arkadaşları üzerinden değil, uzak tanıdıkları üzerinden buluyor.
Sebebi sosyal değil yapısal. Yakın arkadaşlarınız sizinle aynı çevrede dolaşıyor. Aynı şirketleri tanıyor, aynı açılışları duyuyor, aynı haberleri okuyorlar. Ellerindeki bilginin büyük kısmı zaten sizde var. Dört yıl önce kısa süre birlikte çalıştığınız biri ya da şimdi başka bir sektörde olan eski bir sınıf arkadaşınız ise tamamen farklı bir bilgi akışının içinde oturuyor. Sizin asla duymayacağınız şeyleri duyuyorlar.
Bundan iki pratik sonuç çıkıyor ve networking'in özü bu ikisi.
Bir: genişlik derinliği yener. Farklı şirket ve sektörlerde yirmi tanıdık, kendi sektörünüzdeki üç yakın arkadaştan daha değerlidir.
İki: uykuya yatmış bağlar en çok hafife alınanlardır. Beş yıldır konuşmadığınız eski iş arkadaşınız hâlâ sizin nasıl çalıştığınızı biliyor, hakkınızda hâlâ bir kanaati var, ve üstüne beş yıllık yeni bilgi birikmiş. Çoğu iş aramasında en az kullanılan kaynak bu insanlar, ve onlara yazmanın verdiği utanç sizin kafanızda onların kafasında olduğundan çok daha büyük.
Zaten sahip olduğunuz ağ
Çoğu insan ağı olmadığını düşünür. Aslında kastettiği şey, kendisine iyilik borcu olan üst düzey yöneticilerden oluşan bir ağı olmadığıdır. İhtiyaç duyulan şey o değil.
Oturun ve dört liste yazın. Yazarken eleme yapmayın.
Eski iş arkadaşları. Doğrudan birlikte çalıştığınız herkes: işten ayrılanlar, sizden daha kıdemsiz olanlar, kısa projelerden ve stajlardan tanıdıklarınız. Üç yıl önce sizin altınızda çalışan biri bugün ekip yönetiyor ve kadro açma yetkisi olabilir.
Okul. Sınıf arkadaşlarınız, bir üst ve bir alt sınıftan tanıdıklarınız, bootcamp ve sertifika programlarından çıkanlar. Mezun ilişkileri kapıları orantısız biçimde kolay açar, çünkü ortak referans noktası tanıştırma işini sizin yerinize yapar. Üniversitelerin mezun dernekleri ve mezun grupları burada gerçekten işleyen bir yapıdır, sırf LinkedIn'de "aynı okul" filtresiyle bile ciddi bir liste çıkarabilirsiniz.
Komşu meslekler. Müşteriler, tedarikçiler, ajans tarafındaki muhataplarınız, danışmanlar, bir konferans oturumunda yanınıza oturan kişi. Bunlar saf zayıf bağ ve tam da bu yüzden değerliler, tanımı gereği sizin bilgi balonunuzun dışındalar.
Geri kalan herkes. Komşular, aile dostları, hobiden tanıdıklar, dahil olduğunuz herhangi bir topluluk. En az profesyonel görünen liste budur ve en şaşırtıcı sonuçları verir, çünkü sektör çeşitliliği en geniş olan liste budur.
Genellikle kırk ile yüz elli isim arasında bir yere varırsınız. İşte ağınız bu. Yapılacak iş ağ kurmak değil, elinizdekini uyandırmak.
İhtiyacınız olmadan önce kurun
Rahatsız edici gerçek şu: networking, iş aramadığınızda en iyi, iş ararken en kötü çalışır. İşten çıkarıldığınız hafta giden bir mesaj talep gibi okunur. Aynı mesaj on sekiz ay önce gitseydi ilgi gibi okunurdu.
Zamanda geri gidemezsiniz, o yüzden şu an arıyorsanız elinizdekiyle çalışın. Ama bu arama nasıl biterse bitsin, sonrasında haftada yirmi dakikayı uzun oyuna ayırın. Yirmi dakika şunu alır: işini fark ettiğiniz birine bir mesaj, bir tanıdığın paylaşımına gerçekten okunmuş bir yorum, eski bir iş arkadaşının haberine tek satırlık bir cevap. Bir yılda bu elli temas eder, ve bir isim listesi ile bir ağ arasındaki fark tam olarak budur.
Kurmak için en iyi an, isteyecek hiçbir şeyinizin olmadığı andır. Yeni işi için tebrik mesajını atın. Birinin dile getirdiği bir soruna gerçekten denk düşen bir yazıyı iletin. Tanışması gereken iki kişiyi tanıştırın. Bunların hiçbiri o an stratejik değildir ve hepsi birikir.
Cevap alan ilk mesaj
Networking mesajlarının çoğu aynı üç sebepten cevapsız kalıyor: çok uzunlar, ne istediklerini tanımlamıyorlar, ve muhatabı "bu neden bana yazdı" sorusunu kendi çözmeye zorluyorlar.
Cevap alan mesajın dört parçası vardır ve telefon ekranında kaydırmadan biter.
Neden özellikle o kişi. Tek satır. Ortak bir bağ ya da işiyle ilgili somut bir şey. Siz kimsiniz. Tek satır. Rol ve alan, kariyer özeti değil. Sınırları belli, küçük bir talep. Yirmi dakika, belirli bir soru, net bir zaman aralığı. Kolay bir çıkış. Cevap vermemek sosyal olarak bedelsiz olmalı.
Örnek, eski bir iş arkadaşınızın eski bir iş arkadaşına:
Merhaba Selin Hanım, analitik ekibini self servis modele geçirme sürecinizle ilgili yazınızı okudum. Meridian'da Deniz Kaya ile çalışmıştım, o projeyi sizin yürüttüğünüzü söylemişti.
>
Beş yıldır perakende tarafında veri analisti olarak çalışıyorum, şu sıralar ürün analitiğine geçişi araştırıyorum. Önümüzdeki iki hafta içinde bu geçişin içeriden nasıl göründüğünü sorabilmek için yirmi dakikanızı ayırabilir misiniz? Takviminize göre esneyebilirim, zamanlama uygun değilse de hiç sorun değil.
Nelerin olmadığına dikkat edin. CV eklenmemiş, açık pozisyondan bahsedilmemiş, "hırslı ve öğrenmeye açık bir profesyonelim" paragrafı yok, ve "şu an alım yapmıyoruz" diye cevaplanabilecek hiçbir soru sorulmamış. İstenen şey deneyimi hakkında yirmi dakika, bu da yük değil iltifat.
İki teknik not. Mümkünse hafta içi sabah saatlerinde gönderin. Cevap gelmezse on gün sonra tek bir kısa hatırlatma yazın, sonra durun. İkinci hatırlatma neredeyse hiç kimseyi döndürmez, karşılığında teması kaybettirir.
Hitap konusunda Türkiye'de bir incelik var: tanımadığınız birine ilk mesajda "Merhaba Ad Soyad" ya da "Merhaba Ad Hanım/Bey" güvenli bölgedir. Karşınızdaki daha samimi bir dille cevap verirse ona uyum sağlarsınız. İlk mesajda "abi" ya da "hocam" demek, gerçekten öyle bir tanışıklık yoksa mesafeyi yanlış okuduğunuzu gösterir.
Görüşmenin kendisi
Yirmi beş dakikanız var. Bunu sohbet değil yapı olarak ele alırsanız hem çok daha fazlasını alırsınız hem de çok daha güçlü bir izlenim bırakırsınız.
0 ile 3. dakika: teşekkür edin ve çerçeveyi kurun. Tam olarak neyi anlamaya çalıştığınızı söyleyin ve süreyi teyit edin. "Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Ürün şirketlerindeki analitik ekiplerinin, benim perakendede yaptığım işten gerçekte nasıl ayrıştığını anlamaya çalışıyorum, siz de ikisini de görmüşsünüz. Üç sorum var, yirmi beş dakikayı geçirmeyeceğim."
Bu tek cümle çok iş yapıyor: hazırlandığınızı gösteriyor, karşı tarafın taahhüdünü sınırlıyor, ve hangi tür cevapların işinize yaradığını söylüyor.
3 ile 18. dakika: üç gerçek soru sorun. On değil, üç, ve üstüne devam soruları. İyi olanlar:
- Bu iş gündelik hayatta gerçekte neye benziyor, ilanlarda anlatıldığından nerede ayrılıyor?
- Bulunduğunuz yerden buraya geçerken sizi en çok ne şaşırttı?
- Bu rol için siz işe alsanız, kağıt üzerinde bir adayı ne öne çıkarır, ne sizi tedirgin eder?
- Bu alanda ilgi çekici iş yapan başka kimlerle konuşmalıyım?
Son soru networking'in en önemli sorusudur. Bir sohbetin üç sohbete dönüşme yolu odur.
18 ile 23. dakika: kendinizden kısaca bahsedin, sorulursa. Çoğu insan ne yaptığınızı soracaktır. Altmış saniyelik, somut ve fazla cilalanmamış bir anlatım hazır olsun. İleride sizi hatırlayıp hatırlamayacağına karar veren izlenim tam olarak burada oluşur.
23 ile 25. dakika: erken ve temiz kapatın. Süre dolduktan sonra değil, dolmadan bitirin. "Çok faydalı oldu, teşekkür ederim, sizi daha fazla tutmayayım." Erken bitirmek akılda kalır, çünkü neredeyse hiç kimse yapmaz.
Aynı gün kısa bir teşekkür mesajı gönderin ve içinde konuşmadan aldığınız tek somut şeyi anın. Şablon değil, dinlediğinizi kanıtlayan tek cümle. Bu, mülakat sonrası teşekkür maili ile aynı şey değil, o başka bir iş yapıyor, ama somut olma ilkesi aynı.
Karşılığında ne veriyorsunuz
Sadece alan networking'in adı insanları kullanmaktır ve dışarıdan bakınca bellidir. İyi haber şu ki para birimi kıdem değil, yani her zaman verecek bir şeyiniz var.
Dikkat verebilirsiniz: yazdığını gerçekten okuyup içeriğine cevap vermek. Bilgi verebilirsiniz: sizin dünyanızdan onda olmayan bir şey, bir araç, bir tedarikçi, rakipte olan bir değişiklik. Tanıştırma verebilirsiniz: en değerli hediye ve size hiçbir maliyeti yok. Kendi zamanınızı verebilirsiniz: alanınızdaki daha genç birinin sorusunu cevaplamak, ki sistemi sömürücü değil karşılıklı yapan şey budur.
Ve en basitini verebilirsiniz: döngüyü kapatmak. Biri size yirmi dakika ayırdıysa, ne olduğunu ona söyleyin. "Perakende işini ürün işi gibi anlatma tavsiyenizi uyguladım, iki mülakat çıktı. Teşekkür ederim." İnsanlar bunu hatırlar, ve bunu yapanlara tekrar yardım eder.
Sohbetten referansa, iş istemeden
Herkesin yanlış yaptığı yer burası. Ya çok erken isteniyor, ki bu karşı tarafı hayır demeye zorluyor, ya da hiç istenmiyor, ki bu da ilişkiyi çöpe atıyor.
İşleyen mekanizma şu: iletmeyi gülünç derecede kolaylaştırın ve kararı ona bırakın.
İyi geçen bir görüşmenin sonunda "beni referans olur musunuz" diye sormayın. Talep etmeden seçeneği masaya koyan bir cümle kurun:
Bu geçmişin oturacağı bir şey duyarsanız beni hatırlarsanız çok sevinirim. Kolayınıza gelirse iletebileceğiniz iki satır da gönderebilirim.
Evet derse o iki satırı gönderin. İş aramanız boyunca yazacağınız en yüksek getirili metin budur, çünkü gerçekten iletilen şey odur. Bir mesaja yapıştırılacak kadar kısa, üçüncü tekil şahısla yazılmış ve somut olmalı:
Ayla, beş yıldır perakendede fiyatlandırma ve stok tahminlemesi üzerine çalışan bir veri analisti, şimdi ürün analitiğine geçiyor. Meridian'da haftalık tahminleme modelini yeniden kurdu ve manuel raporlamada haftada yaklaşık bir günlük iş çıkardı. Orta seviye ürün analisti rolü arıyor, tercihen veri kültürü gerçekten oturmuş bir şirkette. CV ekte.
Çoğu insanın gönderdiği şeyle karşılaştırın: bir CV ve "bir şey duyarsan haber ver" cümlesi. İletilebilir paragraf, düşünme işini onun yerine yapıyor, ve bir referansın gerçek maliyeti zaten düşünmek.
Referans geldiğinde şunu unutmayın: nasıl okunduğunuzu değiştirir, işi yapıp yapamayacağınızı değiştirmez. Referanslı aday da elemeden geçer ve CV'nin yine ayakta durması gerekir. Bu yüzden CV'yi iş ilanına uyarlama işi referansla birlikte daha da önemli hale gelir. Not: buradaki referans, işe alım sürecinin sonunda istenen ve CV'de referanslar yazısında anlatılan resmî referans kişilerinden farklı bir şey. Biri sizi içeri sokar, diğeri sizi doğrular.
Yıllardır konuşmadığınız birini uyandırmak
En değerli ve en çok kaçınılan temas budur. Bütün püf noktası şu: araya giren zamanı tek bir yan cümlede kabul edin ve geçin. Bir paragraf boyunca özür dilemeyin, çünkü o zaman karşı taraf sizi rahatlatmak zorunda hisseder, ve bu bir iş yüküdür.
Merhaba Mert, uzun zaman oldu, umarım Delta tarafında işler yolundadır. Artık platform ekibini yönettiğini gördüm, tebrik ederim.
>
Dört yıl backend'den sonra altyapı taraflı rollere bakmaya başladım, bu geçişi gerçekten yapmış tanıdığım az sayıda kişiden birisin. Önümüzdeki iki hafta içinde yirmi dakikan olur mu? Olmazsa da gerçekten sorun değil.
Sizinle çalışmaktan memnun olmuş hiç kimse sizden haber almaktan rahatsız olmaz. Gerçekçi en kötü sonuç sessizliktir, o da sizi tam olarak bulunduğunuz yerde bırakır.
Etkinlikler, topluluklar ve zamanın gerçekte nereye gittiği
Fiziksel etkinliklerin saat başına getirisi düşüktür ve arada bir hiçbir mesajlaşmanın üretemeyeceği bir şey üretir. Planla gidin: on beş yüzeysel sohbet yerine iki gerçek sohbet hedefleyin, konuşulabilecek kadar sakinken erken gidin, ve kırk sekiz saat içinde takip edin yoksa temas buharlaşır.
Alanınızdaki çevrimiçi topluluklar, sektörün WhatsApp ve Telegram grupları, Slack ve Discord toplulukları, çoğu insan için daha iyi çalışır. Baskısı düşüktür, açıkça faydalı olmanıza izin verir, ve işi yapanların toplandığı bir yerde görünür biçimde yardımcı olmak var olan en verimli networking biçimidir. Üç ay boyunca soru cevaplayın, siz hiçbir şey istemeden insanlar sizin kim olduğunuzu bilir.
Türkiye'de bir de kurumsal yapılar var ve bunlar hafife alınıyor: meslek odaları ve dernekler, üniversite mezun dernekleri, sektör dernekleri, hemşehri dernekleri. Bunların komite ve etkinlik tarafında gönüllü çalışmak, bu listedeki her şeyden daha yüksek getirilidir, çünkü sizi insanlarla sosyal değil çalışma ilişkisine sokar. Tavsiye üreten şey çalışma ilişkisidir, ayaküstü sohbet değil.
Türkiye pazarında işe yarayan birkaç somut şey
Bayram ve yılbaşı gerçek bir temas penceresidir. Kimseye tuhaf gelmeyen, karşılık beklemeyen, tek satırlık mesaj göndermenin sosyal olarak tamamen normal olduğu yılda birkaç gün var. Uykuya yatmış bağları uyandırmanın en düşük maliyetli yolu budur, ve sonrasında iki hafta içinde asıl konuya dönmek çok daha kolaydır.
Temmuz sonu ile ağustos ortası ve bayram haftaları işe alımda yavaşlar. Bu dönemlerde gönderdiğiniz networking mesajlarına cevap gecikmesi normaldir, işin bittiği anlamına gelmez. Aynı dönem, işi yoğun olmayan insanlarla konuşmak için aslında iyidir.
Şirket içi tavsiye programlarını sorun. Orta ve büyük ölçekli şirketlerin çoğunda çalışan tavsiyesi resmî bir kanaldır ve tavsiye eden kişiye prim ödenir. Tanıdığınız kişiye "sizde çalışan tavsiye programı var mı" diye sormak, ondan iyilik istemek değil, ikinizin de kazandığı bir kanalı hatırlatmaktır. Bu programlar genelde CV'yi dosya olarak ister, link olarak değil.
LinkedIn'de bağlantı isteğine not ekleyin. Boş bağlantı isteği Türkiye'de de her yerde olduğu gibi bir gürültü. Üç satırlık bir not, kabul oranını ve daha önemlisi sonrasında konuşma ihtimalini belirgin biçimde değiştirir.
İş ararken çevrenize haber verirken seçici olun. Hâlâ çalışıyorsanız ve gizlilik önemliyse, toplu duyuru yerine tek tek konuşun ve "aramızda kalmasını rica ediyorum" cümlesini açıkça kurun. Türkiye'de sektörler dar, herkes birbirini tanıyor, ve bilgi hızlı yayılıyor.
Sessizliğe düştüğünde
Bazen cevap hiç gelmez, ya da güzel bir görüşme yaparsınız ve aylarca ses çıkmaz. Bu normaldir ve neredeyse hiçbir zaman sizinle ilgili değildir.
Başka her yerde varsayacağınız üç açıklamayı burada da varsayın: meşguller, mesaj kötü bir ana denk geldi, ya da unuttular. Bunların hiçbiri ikinci bir hatırlatmayı haklı çıkarmaz ve hiçbiri ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Mart'ta cevap vermeyen bir kişi Eylül'de cevap verebilir.
Önemli olan, aramanız tek bir kişinin üzerine kurulu değilse bu sessizliğin size hiçbir şeye mal olmaması. Sessiz kalan bir temas felaket gibi hissettiriyorsa asıl sorun o kişinin davranışı değil ağın darlığıdır. Aynı mantık reddedilmeler için de geçerli: elinizde aynı anda birkaç şey varken hepsi çok daha kolay hazmedilir. Bu da iş başvurusu reddi ile başa çıkma yazısının konusu.
Sık sorulan sorular
Networking, torpilin kibar söylenişi değil mi? Hayır, ve bu ayrımda net olmak gerekiyor. Torpil, daha iyi bir aday varken tanıdığınız olduğu için seçilmenizdir. Referans ise, aksi halde CV'nizi hiç açmayacak birinin sizi görmesidir, ve sonrasında herkesle aynı şartlarda yarışırsınız. Referans okunmanızı sağlar, işe alınmanızı değil.
İçe dönük biriyim, bu iş bende olmaz mı? Tam tersi. Burada anlatılanların neredeyse tamamı yazılı, eşzamansız, birebir ve önceden hazırlanabilir. Bu, dışa dönüklerden çok içe dönüklere uyar. Yabancılarla dolu salon zaten herkes için en kötü çalışan networking biçimi.
Kaç kişiyle konuşmalıyım? Aktif arama sırasında haftada iki üç gerçek görüşme güçlü bir tempodur ve çoğu insanın yaptığından fazladır. Elli yüzeysel bağlantı isteği, üç gerçek görüşmeden daha az değerlidir.
Üst düzey birine verecek neyim var? Dikkatiniz var, farklı bir bakış açınız var, ve döngüyü kapatabilirsiniz. Üst düzey insanlardan sürekli bir şey istenir ve nadiren teşekkür edilir. Sonucu bildiren kişi olmak, akılda kalacak kadar sıra dışıdır.
İş aradığımı çevreme söylemeli miyim? Çalışıyorsanız ve gizlilik gerekiyorsa duyurmayın, tek tek söyleyin. LinkedIn'deki açık "iş arıyorum" sinyali işe alımcılara ulaşır, ama aynı zamanda mevcut işvereninize de ulaşır.
Networking ne kadar sürede sonuç verir? Başvuru yapmaktan daha uzun sürede, ama kişi başına çok daha yüksek ihtimalle. Günler değil haftalar bekleyin. Zaten bu yüzden işe ihtiyacınız olan gün başlanacak iş değil, ve zaten bu yüzden hiçbir şeye ihtiyacınız yokken haftada yirmi dakika ayırmak bu yazıdaki en iyi yatırım.
Kısa özet
İş isteme, görüş iste. Yakın çevrenizde olmayan bilgi zayıf bağlarda ve uykuya yatmış temaslarda. Dört liste yazın, zaten bir ağınız olduğunu göreceksiniz. İlk mesaj kısa, somut ve reddedilmesi kolay olsun. Görüşmeyi yirmi beş dakikada üç gerçek soruyla yürütün ve mutlaka "başka kiminle konuşmalıyım" diye sorun. Karşılığında bir şey verin ve döngüyü kapatın. Zamanı geldiğinde referans istemek yerine iletilebilir iki satır uzatın.
Sohbet bir başvuruya dönüştüğünde belgenin işini yapması gerekiyor. CvLaunch, tanıdığınızın işaret ettiği ilana karşı CV'nizin nasıl okunduğunu gösteriyor, böylece uğraşıp aldığınız o giriş, ayakta duramayan bir belgede boşa gitmiyor.
Hayalinizdeki işi almaya hazır mısınız?
Word şablonlarıyla uğraşmayı bırakın. Yapay zeka destekli CV oluşturucumuzla dakikalar içinde profesyonel bir özgeçmiş hazırlayın.
Ücretsiz CV Oluştur